/* STANDARD TAG REDEFINITIONS */ BODY{ color : #FDEFD9; font-family : Arial, Helvetica, sans-serif; font-size: 12px; background-color: Black; } ADRIATIC---------------Genç Yazar.Hem Yazar Hem Yanar Peşine Düştüğü Düşlerinin Ardından Bakarak...



GUZADAM sayfa 1 | GUZADAM sayfa 2 | BENİ TANI | YAZI TAKİP | E-MAİL GÖNDER

2007-04-04 - Guzadam OKU ! ...


                                                                                                                                                                                                                                                                     

   

                                                                                                                          BİR OKUR YORUMU

 

Ölümlerden ölüm beğenirken sabah erken vakitler artık çok eskimiş günlerden birinde beynimin

derinlerinde iki kişi konuşmaya başladı...Biri geriye kalan yaşamadığı tek ve son acı olduğunu dü-

şündüğü ÖLÜMü yaşamak istiyordu ağlayarak ...Diğeri yaşadığı tüm acıları öldürmenin planlarını

yapıyordu dahice fısıldayarak ....

Ve kararımı verdim o sabah içimdeki o katille birlikte yaşadığım tüm acıları öldürmeye...Mezarlıkta

sadece bir taş eksik kalıncaya dek !... Benimki... Ve o gün geldiğinde yaşamadığım o tek ve son acıyı

yaşayamayacağım elbette...Çünkü...Öğrendim...Biliyorum artık ....

 

                                                                  '' ÖLÜM YAŞANMIYORKİ ! . . . ''

 

                                                                                                                       GUZADAM 04.04.2007

 

Son Eklenen 3 Hikaye : YÜZÜK , GÜVERCİN , ISLAK MEZAR ...Yorumlarınız için sonsuz teşekkürler...

GUZADAM ...Tutku dolu bir katilin kucağında son bulan aşklar kelimelerle ölümsüzleşiyor dahice...

Yorum (33) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

2007-04-04 - İNANMASANDA !...

 Eve giden yol sisten çalıntı boşlukları doldurabiliyor ancak ...Kapı sisin sakladığı birsır gibi beliriveriyor karşımda  ...Cebimde duran bir ipucu gibi evinin bana verdiğin yedek anahtarı ...
Kolumdaki camı buğulu saatim kuşkulu bir üç sırıtıyor bana !...İçerideki solgun ışığa bırakıyorum
bedenimi karanlıkta boğulmadan ...
  Belleğimde can çekişen masumiyetiyle solgun ışıkta okşuyor bedenin gözlerimi !...Masum yüzüne
rağmen aşk ve şefkat yenik düşüyor ihanetine ...Düşen bir maske gibi masumiyetin ...İhanetin
maskenin altındaki yabancı ...
  Duyduğum çığlık sevişmelerimizden birinin sonundaki hazzın ifadesi değil bu defa ...Nedir
bu çığlık ?...Ve yüzüme dokunan nefesindeki bu soğukluk ?...Tıpkı ...Tıpkı ''ÖLÜM''...
  Buna inanmasanda sevgilim bedenine saplanan bıçağı tutan el benim elim ...Ruhumda bıraktığın
sızıyı şimdi sen bedeninde hissediyorsun son zerresine kadar !...
  Buna inanmasanda sevgilim yüzüme sıçrayan kanlar senin !...Aşk denilen krallığın tutkusuyla
zincirlenen kölesi efendisini öldürüyor ...
  Buna ben bile inanmasamda sevgilim şu an yerde yatan cesedine bakıp somutlaşan öfkemi seyrediyorum !...
Öfke bir duygu değil artık benim için ...etten deriden bir beden oldu öfkem ...
  Herşeye rağmen ayrılamıyorum yanından !...Tıpkı son bitirdiği tablosuna hayranlıkla bakan bir ressam
gibi ...Ama gitmeliyim sevgilim !...Daha çok duygu var tuvale aktarmam gereken !...Ne diyebilirimki ?...
TUhaf bir sanat CİNAYET !...Ve sevgilim ben bu sanatın tartışmasız iyi bir temsilcisiyim artık !...

                                                              

 

 

Öldüren ve yazan :Gürkan ZENGİN - 1997 - 
Öldürülen        : Burcu G. 
Cinayet mahali   : Biga/ÇANAKKALE

Yorum (26) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

2007-04-04 - TASMA

 

  Bakışlarındaki pırıltı şefkat bekliyor benden ...Ama ''hayır''...
  Sen bir KÖPEKSİN sadece ...ve itaat etmeliydin bana...
                  
                     ''SENİ KÖTÜ KÖPEK ...''

    Tıpkı insanlar gibi haykırıyorsun sana her vuruşumda acıyla !...
  Yüzündeki ifade şefkat ve suçluluk aşılıyor ruhuma ...
    Koşarak kaçabilmen için neler vermezdim TANRI'ya ...
  Ama yenik düşüyorum şu an ''SADİZM'' denilen o eşsiz hazza !...
    Dedim ya itaat etmeliydin bana ...
            
                     ''SENİ KÖTÜ KÖPEK ...''

    Ne kadar çelimsiz bir hayvan olduğunu anlıyorum tüm parmaklarını
  kırarken ''Ne olur yeter ?Özür dilerim !...''dediğinde bana !...
    Ama ?...HAYIR !...OLAMAZ ...Bu ?...Bu KÖPEK ?...SEVGİLİM ?...
    SEVGİLİM bu köpek sensin aslında ...
       
     ''HAYIIIR !SEN KÖTÜ BİR KÖPEKSİN !...DAHA FAZLA ÇIRPINMA !...''

    Seni gömmeliyim şimdi bir günahkarın korkusuyla !...  Aslında sen
  kötü bir köpeksin ve işin yok bu mezarlıkta ...Tıpkı bir köpek leşi 
  gibi erimeli tüm hücrelerin sahipsizce toprağın altında !...Son bir
  defa gözyaşıyla uğurluyorum  seni sevgilim ebedi yolculuğuna ...
    Ve şunu bilki :''SENİ ÇOK SEVİYORUM ...''yazmak isterdim tabii ki
  olsaydı mezar taşına !...
 

  Öldüren ve Yazan :Gürkan ZENGİN - 1997 -
  Öldürülen        :Yeliz P.
  Cinayet Mahali   :Biga/ÇANAKKALE

Yorum (13) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

2007-04-04 - KABİL

    Saat 04:22
    Karanlık bir odanın ortasında tek başına oturmak ...Bir cesetten farksız ... Ama ben
    bu mezardaki tek ceset olmadığımı biliyorum ...

    Saat 05:31
    Görmek istemesemde kanın tanıdık kokusu bitkin düşürüyor tüm savunma mekanizmamı ...

    Saat 05:39
    Işık odayı dolduruyor hızla ve ortaya çıkarıyor biten gecenin tüm o korkunç ayrıntı-
    larını !...Gözlerim bir hayat belirtisi ararken yaklaşıyorum senin cansız bedenine ...
    Buz kesmiş vücuduna dokunuyorum artık gidemeyeceğini bilmenin verdiği güvenle ...Önce
    terliyorum ...Sonra titremeye başlıyorum ...

    Saat 05:51
    İlk defa her detayını yakalıyorum bakışlarının ...Yüzleşebiliyorum en azından bu defa
    kaçınılmaz hatalarımla ...

    Saat 05:58
    Yumuşak ve temiz bir çarşaf ilişiyor gözüme ...''Bu benim işimi görür''diyorum kendi
    kendime ...Kucaklıyorum ve direnemiyorsun artık bana ...Vücudunun beyaz çarşafa uyumunu
    anlatmak için kelimeler aramam gereksiz sanırım ...Aldığımdan beri hiçbir işime yarama-
    yan lavabonun yanındaki çöp poşetleri ilk defa bir işe yarayacak sanırım ...
 
    Saat 06:07
    Vücudunun her uzuvu davet ediyor:''Önce beni al !...''...Bense karşında elimde bıçakla
    sendeleyerek zor ayakta durabiliyorum ...

    Saat 06:19
    Biraz alkol iyi olacak sanırım.Çünkü cinayeti haklı kılan değerlerim inançlarımla boğuş-
    maya başlıyorlar ...Bir yudum votka ...keder ve pişmanlık iki damla ter olup süzülüyorlar
    alnımdan göğsüme ...

    Saat 06:56
    Karar vermeden önce hangi uzuvundan başlayacağıma bana vücudunun tüm uzuvlarının birarada
    olduğu günleri hatırlatacak bir anı olması için fotoğrafını çekiyorum hissiz vücudunun ...

    Saat 06:59
    Yüzüne doğru eğilip bir annenin şefkatiyle alnına düşen saçlarının perçemini düzeltiyorum
    nedense ...Sigaramdan üflediğim bir parça duman teninin üzerinde dansederken ortasında yeşil
    gözlerinin parladığı kafatasını kırmızı bir zevkle ayırmaya başlıyorum gövdenden ilk bıçak
    darbesiyle ...Yakın mesafede durmamdan dolayı kanın tüm parlaklığı ve sıcaklığı ile sıçrıyor
    yüzüme ...Dudaklarımın kenarındaki sıcak kandan dilimin ucuyla ufak bir doz alıyorum.Nadir
    bulunan bir kokteyl bu ...Kan ve votka ...

    Saat 07:09
    Beni suçlayan bakışlarını tıpkı etobur bir canavar gibi fırlatmalıyım aslında ama ben kibar
    bir ingiliz uşağı edasıyla nazikçe duvarın dibinde duran poşete kadar eşlik ediyorum kopar-
    dığım kafatasına ...

    Saat 14:06
    Tahminimden daha uzun sürdü bu iş ...Sert ve tortulaşmış kan lekeleriyle dolu hala yatak,masa
    duvar ve fayanslar ...

    Saat 17:55
    Nihayet bitti ...İşin bu kısmı herzamanki gibi çocuk oyuncağı ...Aynada gördüğüm yüz bu başya-
    pıtın yaratıcısı ...Bir dua var boğazımda düğümlenen yıllardır KABİL ile ilgili ...
    ''Sakın incitme bir canı,yıkarsın Arş-ı Rahman'ı...''...

    Saat 22:13
    Uyurken yavaş yavaş çürümek rüzgarın durmadan yaladığı toprağın altında ...Devasa bir gerçektir
    ölüm reddedilemez ...Asala suç olmamalıdır cinayet ...Mahkum olduğu anayasa denen hücresinden
    tahliye edin artık beyinlerinizi ...Kan denilen büyülü içeceğin tadına bakın ...Sonra şeytana
    dönün yüzünüzü ama arkanızda bir Tanrı olduğunu bilerek ...Haykırın :
            
                            ''YIKMALIYIM ARŞ-I rahman'ı !...''

    Saat 00:04
    ''TÜM SEVDİKLERİM'adını verdiğim fotoğraf albümünde rastgele bir sayfaya ekliyorum son fotoğra-
    fını sevgilim ...Evet !...Rastgele ...Çünkü bu albümdeki herkesi en az senin kadar sevmiştim ...
    Kimbilir ?...Belki çoktan tanışmışsındır onlarla ...Arka bahçemdeki diğer hayaletlerle !...
   
                            ''ABSOLUTE OLSUN MÜMKÜNSE''
            
                            ''BİR YUDUM VOTKA DAHA...''


    Öldüren ve Yazan :Gürkan ZENGİN - 1999 -
    Öldürülen        :Esma U.
    Cinayet Mahali   :Gelibolu/ÇANAKKALE

Yorum (15) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

2007-04-04 - İNFAZ

Tozlu halının üzerinde sürünen sinsi gölgem yanaşıyor karanlık yatağına ...Yatağının
 bir zamanlar bana ait olan tarafında duruyor o kırmızı yastık hala ...Düşünmek bile
 tiksinti uyandırıcı aslında :''Kimbilir kaç bedenle kirletmişsindir bu yatağı benden
 sonra anlamsızca !...''

 

Çaresiz çırpınışlarını seyrediyorum sabırla bu kirli ve kırmızı yastığın altında ...
 Ölümün bekliyor seni her dakika azalan nefes alışverişlerinin ardında ...Hakettiğin
 bedeli ödemelisin artık işlediğim cinayet denen bu suçun sonunda ...Artık nefes al -
 masanda elimdeki kırmızı yastığı dahada çok bastırıyorum kalan son kuvvetimle son bir
 kez daha çirkin suratına ...

 

Gizlemek bir ödül olur aslında bu günahkar ve cansız bedenini gömerek toprağa ...
 Alevler arasında bir avuç küle dönüşmelisin sayısız bedenle kirlettiğin bu yatakta.
 Ve yardımcı oluyor elimdeki kibrit ve banyondaki kolonya bu ikinci cezanın infazında
 bana ...

 

Havayı kokluyorum evinden birkaç metre uzaklıktaki uğultulu çamlıkta ...Önce kumaş...
 Sonra biraz tahta...Ama seni anımsatan bir kadın kokusu geliyor burnuma en sonunda...
                      
 Seni teneffüs ediyorum son hücrene kadar ...
 ve eşlik ediyor bu iğrenç kokuya bir yudum bira ...


 

Öldüren ve Yazan :Gürkan ZENGİN - 2001 -
Öldürülen              :Berna M.
Cinayet Mahali    :Gelibolu - ÇANAKKALE

Yorum (9) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

2007-04-04 - UCUZ MONA LİSA

    Dudaklarımız hiç görüşemediğimiz nisan ayının verdiği açlıkla kenetlenircesine
  birleşiyor.Hep bu anda kilitlenip kalmalı zaman diye düşünüyorum...Başka uzun ve
  sancılı nisanlar yaşanmamalı hayatımızda ...
   
    İçgüdümün ürettiği bu çılgınca fikri onaylayıp bir çift vahşi pençeye dönüşüyor
  boynunu okşayan ellerim aniden ...Şaka yaptığıma yada içimdeki şehveti biraz sa -
  distçe dışa vurduğuma inanmaya çalışıyor gibi yüzündeki acı gülümseme ...Yanıldığını
  anlıyorsun düzensizleşen nefesin boğuk iniltilere dönüşmeye başladığında ...Gittikçe
  daha da ağırlaşıyor avuçlarımın ucunda kıvranan bedenin amansızca ...
  

 

  Kağıda damlamış bir çift mürekkep lekesi gibi matlaşıyor yavaşça o eşsiz simsiyah
 gözlerin ...Parmaklarımın altında morlaşan damarlarının geçtiği ince boynun tahrik
 ediyor hala beni ilk günkü kadar ...

 

Ölümünü kıskanan kalbim yavaşlıyor adeta dururcasına ...Yumuşak bir dokunuşa dönüşüyor az evvel boynuna kenetlenen nasırlı avuçlarım verdiğin son nefesin ardından ...

 

Uzun bir aradan sonra tekrar kırptığım gözlerimin arkasında kayboluveriyor tüm güzel renkler bir saniyeliğine ...En az gözlerin kadar siyah bir karanlıkla başbaşa kalıyorum.
 

Gözlerimi aralıyorum tekrar yavaşça ...Aşka özgü bir aksanla dudaklarımızdan dökülen tüm sözcükler dansediyorlar kulaklarımda ...Tüm vücudum eriyor sanki altımda uzanan cansız bedenine baktığımda ...

 

 Cinayeti ihbar edip adımı fısıldarcasına herkese bana bakıyor duvarımda asılı duran
  ucuz taklit Mona Lisa !...Yaklaşıyorum tabloya ve kulağına fısıldıyorum usulca :

  ''BEN AŞIK OLDUM GERÇEKTEN BU DEFA ; AMA BU SÖZLER SONSUZA KADAR KALMALI SADECE İKİMİZİN ARASINDA UCUZ MONA LİSA !...''

 

  Öldüren ve Yazan :Gürkan ZENGİN - 2000 -
  Öldürülen              :Derya D.
  Cinayet Mahali    :EDİRNE

Yorum (5) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

2007-04-04 - GÜVERCİN

Evin bodrumuna açılan hantal kapıyı güçlükle aralayabiliyorum her zamanki sinir bozucu o gıcırtı eşliğinde...Merdivenin her basamağında o tatlı yumuşaklığını hissediyorum çürümeye yüz tutmuş tahtaların ... Burada aylardır kaçamadan beni beklediğini bilmenin verdiği huzurla takip ediyorum paslı zincirin birbirine tutkun halkalarını ince  bileğini sarmalayan kelepçe kısmını görünceye dek... Sana doğru yaklaştığımda farkediyorumki bir zamanlar güldüğünde beyaz yanaklarında beliren

o gamzelerin yerini artık erimeye başlayan tenini yırtacakmış gibi görünen elmacık kemiklerine bırakmış ...

 

Sessizce yaklaşıp kavrıyorum seni uyandırmadan dört gündür önünde duran elini bile sürmediğin yemek kabına !...Büyük bir tabak dolusu patates cipsi ve bir çizgi roman bırakıyorum yerine belki sıkıldığında okursun diye ...Eskiden camdan yapılmış melek biblolarına benzeyen bedeninle şu an bodrumumda duran üzerinde böcekler dolaşan  insansı paçavra birbirine zıt iki görüntüye dönüşüyor zihnimde !...

 

Kalbimin yabancılaşmaya başladığı bu paçavraya delice lanetler yağdırıyor dudaklarım sessizce ...Duvarın kenarında duran baltaya ne zaman kavuştuğunu anlamaya çalışırken gözlerim ellerimin devasa cesaretimin altında sıkışan içimdeki o ödlek çocuk ürküyor bodrumun açık penceresinden süzülen beyaz bir güvercinin kanat çırpışlarından ...Gözlerin aralanıyor ve artık sararmaya başlayan

gözaklarının ortasındaki inatçı yeşil gözlerinin saydamlığında önce kendimi görüyorum ardından da elinde balta tutan o acımasız katili...Sıkıca kapattığım gözlerimden süzülen bir damla yaş buluşuyor

rutubetten çamurlaşan toprağa...Ve toprakta birbirine karışıyorlar ikiye yarılmış kafandan süzülen kanlarla !...

 

Bu ılık yaz günü bir cenazeye tanıklık ediyor ve sevgiyle nefret nöbetlerini değişiyor tekrar zihnimde ...Aslında bu akşam yalnız değilim sevgilim diğer akşamlarımın aksine ...Tanrı'nın armağanı evcil bir güvercin eşlik ediyor sensiz geçirdiğim bu ilk akşam yemeğine ...Bir yudum votka ve bir parça güvercin sote... '' Tanrım ! Şu güvercin eti ne harika bir meze ! ... ''

 

 

Öldüren ve Yazan : Gürkan ZENGİN - 2001 -

Öldürülen             : Sinem G.

Cinayet Mahali     : EDİRNE

Yorum (4) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

2007-04-04 - YÜZÜK

Pencereden odama süzülen rüzgarı yumuşatıyor perdeler ıslığa benzeyen bir hışırtıyla ... Karanlığın hükmettiği hayatım kadar tekdüze odamın ortasındaki kanepede oturmuş aptalca bir

oyun oynuyorum her gece olduğu gibi inatla ...Üç kişilik bu oyunun kuralı diğerlerini yenmek

için karanlıkta...Diğer oyuncuları tanıtmak gerekirse kısaca:TANRI lambanın düğmesi ve ŞEYTAN

ise üzerime devrilen bu karanlık oda !...

 

Cebimden çıkardığım ufak çakmağımla yaktığım sehpanın üzerindeki

kokulu mum tıpkı aydınlık ve karanlığı harmanlayan bir mikser gibi

odayı süslüyor tatlı bir alacakaranlıkla ... Tanrı ve onun ışığıda

şeytanın karanlığıda boğuluyor yıllardır beynimi çürüten bu alacakaranlıkta !...

 

Sehpanın ortasındaki tabakta tek başına kalmış Pamuk Prenses ve Yedi

Cüceler masalından fırlamışa benzeyen kıpkırmızı bir elma ... Elmayı

almak için yaptığım hamleyle parmağımdaki yüzük parlıyor yansıyan

mumun ışığında ve ben nedensizce irkiliyorum gümüş haç ışığına maruz

kalan bir vampir edasıyla ...Elma elimden kayıp çarpıyor önce kendinden

beklenemeyecek kadar büyük bir gürültüyle tek başıma zımparaladığım o

pürüzsüz ahşap kaplamaya ...Daha sonra yuvarlanıp gözden kayboluyor tozlu

ve yumuşak halıda...Birden doğruluyorum olduğum yerden bu elmanın içimdeki

açlığı bastıramayacağı inancıyla ...Buzdolabına doğru ilerledikçe boş bira

tenekeleri eziliyor her adımımda ayaklarımın altında...Nasıl yaşıyorum

bilmiyorum aslında bir köpeği bile tek bir gün yaşamaya ikna edemeyeceğiniz

bu hurdalıkta !...

 

Buzdolabının kapağını açtığımda beni karşılayanlar aylardır yememe rağmen

bir türlü bitire- mediğim,adını bile unuttuğum bir tencere dolusu et yemeği

ve buzdolabım çalışmadığı için oda sıcaklığına maruz kalan kasalar dolusu

sıcak bira !...

 

Gözkapaklarım ağırlaşıyor yavaş yavaş alkol ve uykusuzluğun verdiği yorgunluk

la ...Hatırlayamıyor olmama rağmen inanın hala o lanet olasıca et yemeğinin

adı dilimin ucunda !...

 

Parmaklıkları rutubetten yosun tutmuş karyolamdan kalkıyorum esneyerek ve

ağustosun olağandışı sıcağıyla yarışamayan buzdolabımdan yükselen mide bu-

landırıcı koku sinmiş durumda tüm odaya !...Her sabah olduğu gibi isteksiz

adımlarla yaklaşıyorum lavaboya ardından ucuz traş bıçağımla birkaç dakika

işkence ediyorum suratıma belki güne daha zinde başlarım umuduyla !...

 

Her sabahki büyük açlıkla uzanıyorum buzdolabının bir menteşesi eksik kapı-

sına ...Buzdolabındaki isimsiz et yemeğinden sadece bir tabak kaldığını fark

ediyorum şaşkınlıkla ...Biliyorum yedi büyük günahtan biridir ''OBURLUK''ama

beynimi kamçılayıp duran bir duygu itiyor beni kalan bu son tabağa.Bir matadorun

arenada boğaya yapması gereken son ölümcül darbe gibi düşünmek gerek bu

yaptığımı aslında ...Kalan bu son tabağında işini bitirmeliyim elimde duran

çatalla...Annemin bir sözü yankılanıyor kulağımda katlanmaya çalışırken bu

berbat tada bir kutu sıcak birayla ...

 

   ''ÖNÜNDEKİ YEMEĞİ BİTİR,GECE RÜYANDA SENİ KOVALAR YOKSA !...''

 

Neredeyse bitti derken sert bir cisim dişimi kırıyor ancak beynime sapla-

nan bir bıçağın verebileceği acıyla ...Bir yüzük parlıyor olanca ihtişamı

ile masaya tükürdüğüm bir okka kanlı tükürük ve yemek artığının arasında...

Yüzük birşey hatırlatmak amacıyla yemeğin son yudumuna iliştirilmiş şeytanca

bir not gibi sırıtıyor bana !...Ve dehşete kapılıyorum biraz daha dikkatli

baktığımda ...Bu yüzüğün kusursuz bir kopyası şu an benim parmağımda ?...

Aylardır belleğimi örten alkol dolu sarhoşluğum ve budalaca inkarlarım bir sis

bulutuymuşçasına aralanıyor boğazıma düğümlenip kalan buruk hıçkırıkla ...

Elimdeki bira tenekesini dikiyorum hızla kafama boğulmama ramak kala...Unuttu-

ğum o et yemeğinin adı hece hece dökülüyor titreyen dudaklarımdan her ne kadar

parmaklarımla engel olmaya çalışsamda ...

 

                                                     '' Dİ - LA - RA ! ...''

 

Sindirmeye çalıştığım bu acı gerçeğin son yudumunu kusuyorum aylardır

temizlemeye üşendiğim mutfağın kirli fayanslarına ...Elimdeki bıçağı

yatakta kıvranan bedenine son saplayışımda ağzından sıçrayan kanlar sanki

hala tüm sıcaklığıyla parmaklarımda !....Yüzlerce hıçkırığa dönüşüyor ismin

bitmek bilmeyen uzun ve sıkıcı mesai boyunca dudaklarımda ...

Hala güçlükle ve heceleyerek söyleyebiliyorum inan bana ismini :

 

                                                         '' Dİ - LA - RA !... ''

 

 

 

Öldüren ve Yazan : Gürkan ZENGİN - 2001 -

Öldürülen : Dilara M.

Cinayet Mahali : EDİRNE

Yorum (7) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

2007-04-04 - ISLAK MEZAR

 

Önümdeki yağmur birikintisinde beliren yansımam suçlayan bakışlarla giriyor açık gözlerimden zihnimin karanlık hatıra galerilerine!...Yağmur hızlandıkça birikintiye daha

fazla damla denk geliyor ve sudaki yansımam acınası bir ucubeye dönüşüyor oluşan

halkaların ortasında ...

 

Bir zamanlar müptelası olduğum heybetli Tanrıça'nın cesedinin etrafına onu kutsamak

için üşüşen melekleri kovalıyorum birkaç ufak bilek hareketiyle !...Kahrolası sinekleri ne

kadar benzetebilsemde bir grup meleğe isteksiz kalıyor hayalgücüm etrafımı sarmalayan

mezarlık arazisinicennete benzetmekte ...

 

Cebimden çıkarttığım kağıt parçasındaki kırmızı rakamlarla yazılmış telefon numarası

hafifçe ıslanıp silinmekte ...Parmaklarım tereddütle basıyor gözlerimin öfkeyle okuduğu

gittikçe daha da bulanıklaşan rakamlara ...Kısa bir mesaj yazıp gönderdikten sonra yarat-

makta zorlandığım gülümseme yerini bırakıyor vakit kaybetmeden eski şeytani yüzüme...

Nabzım hissedilir derecede hızlanmaya başlıyor yağmura rağmen hala sertliğini korumayı

başaran toprağı kürekledikçe ...Mezarlığın kapısında O'nu bekliyorum bir muhafız ciddiyetiyle

ve sanırım havada asılı duran gri bulutlar daha muazzam bir yağışa gebe !...

Sisin arasında yavaş yavaş belirginleşen o günahkar siyah gölge her adımda daha da

yaklaşıyor avuçlarımın arasındaki ölümüne !...Belliki gözleri az önceki mesajı kendisine gönderen Ölü Tanrıça'yı arıyor.

 

Bir nebze olsun tereddüt etmiyor elimdeki soğuk çelik kurbanın gırtlağına sürtünürken

acımasızca !...Yaptığının farkına varıp duraksayan bedenim yıllardır bilincimde barınan canavarın emrine giriyor kontrolsüzce ...

 

Saçlarına yapışıyor ve sürüklemeye başlıyorum gırtlağı neredeyse bedeninden kopacak duruma gelen cesedi ...Öyleki vakit yoktur cinayet esnasında hiçbir konuda nezakete yada

seçiciliğe...Kazdığım çukurda az önce yanyana kıpırdamadan uzanmış iki düşman artık

isimsiz tek bir mezar çamurun altında ...

 

Ölü Tanrıça'nın keskin parfümü eve döndüğümde bana zulmedercesine süzülüyor burun

deliklerimden içerilere !....Terli ve kanlı giysilerim az evvelki cinayet sahnesinin susturulması gereken şahitleri ...Katil beynime yataklık eden masum bedenim cehenneme iki bilet daha

kesmenin verdiği bitkinlikle uzanıyor yaşlı kanepeme ...Ve sanırım gittikçe nasır bağlayan

yüreğim artık eskisinden daha kolay veda eder oldu eski sevgililere !...

 

 

Öldüren ve Yazan     Gürkan ZENGİN - 2002 -

Öldürülen                    Başak S.

Cinayet Mahali           Keşan/TEKİRDAĞ 

Yorum (4) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

2007-04-04 - MESAJ

 Bir şişe votka ve sigara ...Ölümü beklerken biraz zaman öldürmek dersem yanlış
    olmaz bu yaptığıma ...

   Sırtımı yasladığım duvar uzaklaşıyor sanki arkamdan yavaşça  ...Ölmek değil yaşa-
    yıp öldürmek gerek saniyeleri bir gün ölene kadar ...Kuru,boş bir tat bırakan o
    salyaları her yuttuğunda varış noktası belirsiz bir yürüyüşe davet eder ayakların
    seni ...Cilveli suyun bu garip ama hoş davetini kabul eder ayak bileklerin ve
    kendini banyoda bulursun.Ancak mikroskopların görebileceği tüm virüsleri adeta
    çıplak gözlerinle görmeye başlarsın.Hastalanmaya başlayan bedenin önce nefret
    uyandırır sende ...Ardından titrersin;ışığın ardındaki koyu karanlığı görünce ...
    Sonra anlarsınki o karanlık senin banyo aynasındaki yansımandır.Ağzınddan çıkan
    sözcüklerin kıvrımlarını hissedersin dilinin ucunda ...Bu sözcükler birazdan otur-
    duğun kanepenin önünde duran boşlukta kenetlenir ve bir şarkı olurlar.Dinlersin:
    
    ''SİMSİYAH GECENİN KOYNUNDAYIM-YAPAYALNIZ- UZAKLARDA  BİR   YERLERDE GÜNEŞLER DOĞUYOR''
                           

 (Dönence -Barış MANÇO)

   

Uykulu gözlerle saate bakarsın ama tek görebildiğin saatin camında dolaşan karınca-
    lardır.Dehşetle sıçrarsın olduğun yerden ...Karıncalar kaçışır ve kaybolurlar !...

    Duvara geçen hafta yazdığın şiire odaklanır bakışların ama daha sonra geçen hafta
    duvara hiç şiir yazmadığını hatırlarsın ...ŞİİR KAYBOLUR...Ve merak etmeye başlar-
    sın şiirde yazanları ...''KEŞKE!KEŞKE OKUSAYDIM KAYBOLMADAN!''dersin kendi kendine.
 
    Sandalyenin üzerinde duran votka şişesinin etiketini okurken bulursun gözlerini ...
    Aniden fırlar yerinden ve bir mektup yazarsın tanımadığın birine ...Şişenin içine
    nazikçe hareketlerle bırakırsın tıpkı filmlerdeki gibi ...Ama filmlerdeki o deniz
    yoktur senin ayaklarının ucunda ...

    Devam eder ufak votka yudumları ...Bir film olsada izlesem diye düşünmeye başlarken
    bulursun beynini ...Mesela içinde ağlayan bir bebeğin yada havlayan bir köpeğin ol-
    duğu türden bir film ...

   

 Uzanırsın yavaşça yarısı boş yatağına ...Oradan geçmekte olan bir hamamböceğine
    sarılır ve ''İYİ UYKULAR TATLIM !...''dersin yumuşak bir tonla ama sertçe ezerek...

    Sabah çok kuvvetli bir başağrısı ile uyanırsın yine aynı yatakta ...Ne bir eksik ,
    ne bir fazla !...Kahvaltı ederken gözün takılır sandalyenin üzerinde duran votka
    şişesine ve içinde duran kağıda ...Büyük bir merakla kırarsın şişeyi ...
    Gülümsetir asık suratını okuyunca kağıtta yazanlar,yazdıkların ...

   

''O KADAR YALNIZIM Kİ TEK DOSTUM SENSİN !...'' yAZAN: dostun,tek dostun SEN!...

 


    Öldüren ve Yazan :Gürkan ZENGİN - 1999 -
    Öldürülen            :Öldürülen yok bu defaki bir intihar ...
    İntihar Mahali      :EDİRNE

   

Yorum (10) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

<- :: Sonraki Sayfa ->

Hakkımda

Kategoriler

Arkadaşlarım

rabiayuksel
nehir35
aslihanyildirim
ahmetyazar
irgatsui
azizlerinyalnizligi
6evanescence
samarata
gizemliyol
siteank
bizimada
emreeyildiz
zuhalaksulu
ruhumdaninciler
denizcesmeci
06bu
birseyvar
kardelenkardelen
bervabere
brokenmirror
yazalimi
belesfilm
atesss
sevdayagmuru
mertrapalemi
gepetto
demir88